uykusuz kelimesini takma ad olarak sadece burada kullansam da, günlük yaşantımda bu duruma oldukça fazla düşüyorum. mesela bugün pazartesi, ben uykusuzum. dün gece 5.30da yattım ve işe yine geç kaldım. damn it! nefret ediyorum ama geç kaldım, çok kötü bi durum.
en son maddi durumlarımdan söz etmiştim, bu sorunu bir süreliğine aştığımı belirtebilirim. neden parasız kaldığımı açıkladığım gibi nasıl ekstra para kazandığımı da açıklamam gerek sanırım.
benim nette bir sürü çöplük sayılabilecek sitelerim vardı, bunların bazılarını kapattım fakat "kelime odaklı reklam" üzerine gittiğim (böyle tanımladım nasıl olsa makale yazmıyorum) ve bana gelir getiren 1-2 siteyi hala aktif olarak tutuyordum. bunlardan biriside bir kürtaj bilgi sitesi. artık freelance çalışmadığım için onlarla ve reklamlarıyla pek ilgilenemiyordum, parasız kalınca ilk iş sektördeki jinekologlara "reklam alınacaktır" maili atmak oldu. ve bir adet olumlu geri dönüş geldi, sanırım bu sayede uzun vadede bir reklam kopardım. normalde şu çalışma performansımla bununla asla uğraşmazdım, fakat para lazım olunca balıklama atladım. nitekim, ek gelir olarak ufakta olsa bir meblağ alıp ekonomik durumumu düzelttim.
iş konusunda bazı gelişmeler yaşıyorum lan blog. müdür olacağım derken (müdürden kasıt müdürlük değil tabii ki) sanırım yine söylediklerimin tersi oldu ve iş yaşantım benim beklediğim şeyi benim önüme getirmedi. o konuda bin bir aksilik çıkıyor, biraz zaman ile çözülebilir ama ben sanırım (hala emin olamamakla beraber) şu an çalıştığım yerde SIKILMAYA başladım.
öncelikle bu sıkılmamın sebebini kendime bağlıyorum, bunu kabul ediyorum. fakat benim dışımda da gelişen bazı şeyler var. bunlar yeri geliyor can sıkıyor, yeri geliyor lanet ettiriyor bulunduğun duruma. ama bu negatif yönler çok birikmeye başladı, eğer müdürlük(!) olayı gecikecekse kendime yeni bir iş bakmalıyım, ya da kendi patronum olduğum işe geri dönmeliyim.
bu konunun biraz detayına inecek olursam, sanırım çalıştığım yer gerçekten bana bir şey katmamaya başladı. bu cümleyi kurarken hala düşünüyorum, çok mu acımasızlık yapıyorum diye ama öyle olmaya başladı. daha önceleri çok şey öğrenir ve kendimi geliştiriyordum. siz isterseniz götüm kalktı diyin, ama şu sıralar hiç böyle şeyler olmuyor. bir iki kişiye de söylediğim gibi; hep aynı diyaloglara maruz kalmak beni acayip sıkıyor!
ha deyince iş değiştirilmez farkındayım, yeni bir yere hemen(!) geçsem bile şu an bulunduğum ortamı özleyeceğim onu da biliyorum. ama benim öncelikli kişisel amacım, kendimi olabildiğince geliştirmek ve kendi işimin sahibi olmak. belki konum itibariyle de bunu yapabiliyor ya da yapmalıyım ama, takıntılı adamım sanırım.
şu an için bu konuda yaptığım işlerimi sıfır hata ile tamamlayıp, ayrılsam bile güzel bir biçimde ayrılmak. çünkü buraya girdiğime resmen bir çöplüğü teslim almıştım, benim sayemde düzeldi diyemem, ekip çok iyiydi. işte bir çelişki daha!
ekip iyiydi diyorum, ama sanırım burada tarif edemediğim sorunu yakalıyorum. ekip iyi ama, hangi konuda? niyet konusunda mı, uzmanlık alanlarında mı? hmm biraz düşünüp buna niyet konusunda diyebilirim, ama tabi bu konuda onların herhangi bir eksisi yok, çünkü tam hizmet ajansında interaktif şeyler beklemek sanırım fazla ütopik oluyor.
benim hayalimde çalışma ortamı başkaları gibi hahaha hihihi bir ortam değil, yaptıkları mesleklerin guruları olabilen kişilerin yanında gerekirse SÜRÜNEREK bir şeyler öğrenmek ve tecrübe edinmek. böyle bir ekip yaşadığım il izmir’de var mı? sanırım yok.
işin ucu yine lanet istanbul ’a gidiyor. ama ben oraya bir türlü gidemiyorum...
neyse, şu an ki bulanık iş hayatı halim bir durulsun ve net kararlarımı vereyim, kesinlikle bu hayatta istediğim şeyleri yapacağım. bir gece kuzenimle sohbetimiz sırasında çok güzel bir konuya değinmiştik (hangimiz değindi anımsamıyorum, önemi de yok). çocuklar çok cesur olurlar, her boka salça olurlar hatta. ama insan büyüdükçe güven ve cesareti azalıyor... bende sanırım bunu kendimde görmeye başlıyorum, ama bunun beni etkisi altına almasına izin vereceğimi de pek sanmıyorum.
neyse, dediğim gibi işte...
ben şu sıralar kişisel gelişimimin üstüne yönelmeye devam ediyorum. bol bol okuyorum (aslında yanlış tabir bu mu bilmiyorum, bol bol okuyorum sanırım fazla küstahça). bol bol makale ve sektörel yazıları okuyorum. bunların bana tabii ki katkısı oluyor. bunun üzerine eğiliyorum.
neyse ruhum karardı yine sanırım, yarın yeni bir iş günü daha beni bekliyor. ama bu önümüzdeki süreçte yine aynı olayları yaşarsam sanırım cv 'mi hazırlayıp ilanları incelemenin vakti gelecektir... bu konuda kararım nettir, şu an ki kararsızlığımdan da iyidir.
yazıyı bitirmeye niyetlendim iki kez ama, sanırım hala doluyum ve yazmam gerek.
şu sıralar kimseye içimi dökemiyorum blog. bu iş hayatı olur, var olmayan aşk hayatı olur. sonuç itibariyle dökemiyorum. iyi ki sana 2 satır yazıyorum da rahatlıyorum, yoksa nasıl dayanırım bilemiyorum.
şu an ki ruh halim sanırım yazının modundan bellidir, gayet sıkıcı. bir zamanlar yaptığım gibi normal ve stressiz bir biçimde para kazanıp kız arkadaşımla sadece gezmek istiyorum. işte kilit bir konu daha; kız arkadaş!
lan blog, 1 yılı geçecek ben hala yalnızım?
artık bu konuda bir çözüm üretip daha aktif olmam gerekli. dışarıda çiftler ne güzel geziyor, eğleniyor. ben tecavüze uğramış insanlar gibi kapattım kendimi çok fena. hayır, yarın bir gün açılmak isteyeceğim beceremeyeceğim bundan korkuyorum lan. olur mu dersin? ha siktir ;)) eyvah eyvah! tamam bu durumu da gündemime aldım. gerçi böyle açıklayınca da kendimi Tarkan gibi hissettim, ibneyim birde yanımda kız bulunsun? hayır öyle değil, beni tanımıyorsun yanlış anlama. sadece bu süreye kadar yeni bir ilişkiyle uğraşacak halim yoktu. artık yalnızlıkla uğraşacak halim yok.
tamam yeter bu kadar ya, öptüm yanağının dudağına uzanan kısmından...
(hayır lan abazalıktan sana sulanmıyorum, ne alakası var piç!)
28 Nisan 2008 Pazartesi
merabağ, uykusuz yeniden...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder