böyle ne istiyorum blog biliyo musun? 1 milyon dolar çıksın izimi bi an kaybettiriyim. haha, şaka lan o geyiğe hiç girmeyeceğim. istediğim daha basit bir şey özünde;
garfield gibi yaşamak istiyorum lan ben. izlemişsindir, ama tekrar gözünün önünde canlandırayım. böyle uyku problemim olmasın, tüm gün evde ve dışarıda fink atayım, karnım acıkınca lazanya falan yiyeyim. öyle göbeğimi okşayayım, yatıp tv falan seyredeyim. bu tanımlamayı ve özlemimi gayet içten yapıyorum ama dikkat ederim!
olamadık garfield gibi, öyle bir şey olmuyor. bunu yapamadığım gibi de uslu da duramıyorum. niyeyse bünye olarak her ne kadar yatıp para kazanma meyilim olsa da, salla başını al maaşını şeklinde çalışamıyorum. bu bana fena batıyor, bir şey yapmadıkça, üretmedikçe... ne bileyim kendimi eksik hissediyorum. yapabildiğim şeyleri ortaya koyamadığım için canım sıkılıyor.
ne kadar ironik değil mi? tembelsin, üşengeçsin. yaptığın işte o şekle çok müsait ama bir şey batıyor. şaka gibi! kendimle bu kadar dobra ve objektif konuşabildim şu ortamda daha da detaylara ineceğim blog, sıkı dur. (alkolsüz hem de)
sanırım bu konu akademik kariyerimin bir marifeti blog. amına koyayım hep şöyle ağız tadıyla okumak vardı içimde, yöneldiğim dalda ilerlemek. olmadı işte, dinlerken kafanda hüzünlü bir parçanın melodisini kur ve tekrar oku: OLMADI! neden olmadı, sebepleri inceleyeyim seninle beraber, belki de çoğu zaman kaçarcasına uzaklaştığım konudan...
olmadı, çünkü yarrak gibi bir lisede öğretim gördüm. o dönem kız arkadaşım bana okuduğu okulun ne kadar iyi olduğunu, güzel ve geniş açılışı rehberlik bilgilerinden verdiğinden söz ederken ben okula jöleli gittim diye sabahın 8’inde başımı yıkatıyorlardı. teknik lise mezunumsuyum (buraya dönerim bi gün derin bi konu bu da.) ve bilgisayara olan tutkumdan, sırf başka bilgisayar adı geçiyor diye zıplamıştım. kazandığım gün kutlama falan olmuştu çekirdek aile arasında, ama işin şekli öyle değildi işte. ilk sene amele gibi devre ve malzemelerle uğraştım ben. o sıra herkese bu sıkıntımdan bahsettiğimde "olsun işte, eğitiyolar sizi en baştan idare et" tepkisini aldım. işte keşke demek istediğim tek nokta, keşke şimdi ki kafa yapım o zaman olsaydı ve sizinde okulunuzun da anasını sikeyim deyip sıyrılsaydım. yapamadım, yapmayı da düşünmedim.
seneler geldi geçti, iğrenç ve hiçbir beklentisi olmayan, geleceği göremeyen kişilerle ve görevlilerle okudum. yaşadığım yer öyleydi, hepsi tezgahtarlıkta bunların getirisi olmayacağını düşünüyordu. onları asla suçlamıyorum, ama yavşak öğretmenler bu konuda çok ahımı aldılar. sırf onlardan daha çok biliyorsun diye bunu çekememek, öğrenciyi empoze etmeye çalışmak şimdi bile anlam veremediğim ve asla veremeyeceğim şeyler arasında. bu kadar mı lan bütün olay? bu mudur amına koyayım? buymuş işte.
tabi bunda da suçlular arasına kendimi ilk sıraya alıyorum. onlarla restleşeceğime, sürekli tartışmaya gireceğime çalışıp hepsini siktir edip öss’ye daha iyi hazırlanmalıydım. ama dedim ya, ben dershaneye giderken bile sınıfta bu işi yapan ikinci kişiydim. bu durumlarda sanırım benim gibi karekterin ve güvenin azsa bunlar büyük etken. ben kendimde bunların o dönem az olduğunu düşünüyorum, çünkü yapılması gerekenin tam tersini yaptım. siktir ettim!
aradan epey süre geçti, bu konu nerden geldi aklıma bilmiyorum. sanırım neleri siktir ettiğimi düşünürken geldi bi an öyle, döktüm içimi. ama olan her şey oldu, ben şu an asla bir daha bir öğretim kurumunda örgün okumayacağım. böyle bir gayem kalmadı, eskiden di o. şimdi yine de halimden mutsuz sayılmam. iyi sayılabilecek bir işim ve yaşantım var. zaman zaman çok sitem etsem de ben bu yaşantıya kolay adapte olabilen biri olaraktan mutluyum. ve biliyorum ki, şu an kimselere belli etmesem de bundan daha iyisine de kavuşacağım. kavuşacağım, çünkü gerçekten bataklık denilebilen yerlerden şu an ki yerime geldim. şu an ki yerim beni tatmin etmediği sürece, temel yapmaya devam edip somut olarak "şurası" diyemediğim hedeflere doğru yöneliyorum. zaten böyle bir şey diyemem, kelimelerin anlamsız tarifi olur...
toparlayacak olursam, mesleğimi gerçekten çok seviyorum. bunu çoğu yerde çoğu kişiyle defalarca kez yineledim blog, sende bilmiş ol. özellikle piyasada ki boşluk, bu işin getirdiği paralar ve benim zevk almam. bu trioya bayılıyor, umarım akademik olarak yapamadığım kariyerimi iş hayatında yaparak o şekilde görüşmek üzere bu bahsi açmayacağımdan gıdığından öpüyorum... (son cümle amma devrik oldu, siktir et anladın sen nasılsa!)
14 Nisan 2008 Pazartesi
garfield tarzı yaşamak istiyorum!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder