selam lan blog, naber? ulan bu naber sorusunu mu desem kelimesini mi desem günde 50 kere kullanıyorum. msn açıyorum ya naber diyorum ya da naber diyolar. iyidir senden naber diyorum. bu ne garip bir kısır döngüdür. her gün illa naber diye soracağım/soracaklar.
o değilde bi facebook var blog. valla güzel zaman geçiriyorum, böyle hafif alkollü iken eski sevgilinin profil sayfası falan güzel oluyor. facebook bahane tabi, konuyu eski sevgililere getireceğim zemin yaptım, ayıktın sen. çakal carlos!
alkollüyken kendimi kaybetmem blog. (bu satırdan sonra blog diye değil sen olarak hitap edeceğim) ya saatlerce konuşurum, ya susar düşünürüm. olmadı sızar uyurum. son zamanlarda artık susmuyorum pek, gülüyorum anca. kikirik bir adam oldum, dışı seni içi beni yakıyor anlayacağın. neyse eski sevgililer diyorduk. aslında eski sevgili demek daha doğru sanırım. zaten bi kişiye aşık olduğuma inanıyorum, o da ilişki sonrası baya zaman geçtiği için soğumuşum. önceden olsa fotoğrafı olsun mesajı olsun nefes alışverişimi keserdi, o derece. ee yukarda da yazdık; harbiden ve derinden! çoğu bağlılıklarım bu yöndedir anlayacağın.
ne güzel seviyodum lan, köpekler gibi aşıktım. emek verdim, emek verdi. sonuç hüsran oldu. (tam liseli kız günlüğü modunda gitsede yazıma devam edeceğim) şimdi bakıyorum ben onun o halini sevmişim. büyümüş mü desem, değişmiş mi desem karar veremedim, ama o eski o değil. bende değilim, sonuçlarını çıkaramadım işte.
arada bi düşünüyorum bende, evet o yeteneğim var. bir daha böyle tutkulu sevebilir miyim diye, şu ana kadar olmadı. niye olmadı, olamadı? değer ve sevgi verdim evet, ama nefesim kesilmedi tabir-i caize. bu kelimeyi sevmiyorum, siktir et.
etrafta güzel kızlar görüyorum, ilgimi çekiyolar. arkadaş oluyorum bazılarıyla, ama o an sıçıyorum işte. ilişkilerimi güzel kuruyorum sorun bu değil, karşımdakini olgun bekliyorum. ama nerde 30 gün kronik pms yaşayan kız var beni buluyor sanki, öyle yani. salak saçma tripler, gereksiz konuşmalar. çekemiyorum işte, n’apıyım? ilişkiler konusunu kapatıyorum, devam edeyim.
yakında göt müdür olabilirim. haha! yazması bile güzel, göt müdür. hem de ben? oldukça ironik bir yaşam oyunu olsa gerek bu, ama öyle. bir alışveriş mağazasının diyeyim, biraz da mecburiyetten olacak. olur öyle arada ama, ne zamandır deli gibi pr & hr yazıları okuyorum. off böyle yazınca karizma oldu hakikaten, public relations ve human resources diyip eziyim seni iyice! teoride baya şey öğrendim, bunları deneyecek bir saha buldum işte. tahminim 1 sene bu işi yaparım ben, para kazanayım da şu sıralar yeter.
sosyal yaşantıyı ben sosyal olmak istediğim zaman yaşamayı seviyorum. bu cümleden ne anladın? yani ben istersem sosyal hayata karışayım, bir şeyler beni zorla karıştırmasın. bu işe sıcak bakışımda bundan aslında. yorulurum, paramı kazanırım, güzel diyaloglar yaşarım. üff heyecanlı, değişik bir şey olacak geçim kaynağını bilgisayar ve internetten kazanan biri olarak.
hemen her gün yazmaya çalışacağım. cidden çok sevdim seni, daha bi doğallaştım. yazmak bana yarıyor, hele ki böyle içimden geldiği gibi yazmak. hmm anlatılmaz, neredeyse orgazm kadar keyifli anlara ekleyeceğim! gömdüm.
21 Mart 2008 Cuma
pardon, facebooktaydım!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder